Lüks bir off-road deneyimi için Rolls-Royce Cullinan Overlander

Elektrikli araçların tarihçesi elbette son 20 ila 30 yılı kapsamıyor. Geçmişine baktığımızda elektrikli araçların tarihleri bizi 1835 yılına kadar götürebiliyor. Elektrikli araçların geçmişine, gelişimine ve dönüm noktalarına gelin beraber göz atalım.

1800 – 1900

Tarih içerisinde bilinen ilk elektrikli motorlu araç 1835 yılında Amerika Vermont’ta icat edildi. Bu aracın mucidi ise Thomas Davenport isimli Amerika Vermont doğumlu bir demirci. Davenport 1834 yılında pille çalışan bir elektrik motoru geliştirmeyi başardı. Bu süreç içerisinde ise Davenport’u elektrikli motor tasarlamaya iten en büyük etkenlerden birisi 1833 yılında demir fabrikalarına gerçekleştirdiği ziyaretleri oldu. Bu ziyaretler ile birlikte elektromanyetik girişimler tarafında kendisini ateşlemeye başladı. Ardından Crown Point fabrikasından bir elektromıknatıs satın alarak, günümüzde tersine mühendislik olarak tanımlanan şekilde; mıknatısı parçalara ayırarak çalışma prensibini öğrenmeyi amaçladı. Günün sonunda Davenport yaptığı öğrenimler ile beraber iki elektromıknatıs, bir pivot ve bir bataryaya sahip elektrikli bir araç tasarladı. Tasarlanan bu araç ile beraber tramvayların elektrifikasyonunun önünün açıldığını söyleyebiliriz.

Aynı dönemde 1832 – 1839 yılları arasında İskoçya’nın Aberdeen şehrinde de Rober Anderson tarafından başka bir elektrikli araç icat edildi. Anca aracın şarj edilme özelliğine sahip olmaması nedeniyle kullanımı pek mümkün değildi.

1800’lerin sonuna gelirken 1897 yılında ise ilk elektrikli taksiler New York caddelerinde boy gösterirken, Columbia Motor Carriage, ilk Amerikan elektrikil otomobil üreticisi oldu. Bununla birlikte üretilen otomobiller, “Atsız Dönem Geliyor” başlıklarıyla pazarlandı. Ancak bu otomobil elektriğin o dönemdeki oldukça pahalı bir enerji kaynağı olmasından kaynaklı olarak üretilmeye devam edilemedi.

1900-2000

1900’lü yılların başlarında Amerika Birleşik Devletleri’nde üretilen 4.192 otomobilden yüzde 28’i elektrikle çalışıyordu. Bununla birlikte elektrikli otomobiller New York, Boston ve Chicage yollarında bulunan araçların üçte birine tekabül ediyordu. Özellikle bu dönemde elektrikli otomobillere artan talebin en büyük sebebi; benzinli motora sahip otomobillerde yaşanan titreme, gürültü ve ses problemleriydi.

1908 yılında Henry Ford tarafından seri üretime alınan benzinli Model T, otomobil pazarını yeniden şekillendirdi. Bununla birlikte 1912 yılında elektrikli araçların popüleritesini adeta söndüren Model T, fiyatıyla elektrikli modellere karşı oldukça güçlü bir seçenekti. O yıllarda elektrikli bir otomobil yaklaşık 1750 dolar seviyesindeyken; benzinli bir otomobil 650 dolar seviyesindeydi.

1960’lı yıllarda gelişen fabrikaların, üretim sayılarının artmasının ve hava kirliliği farkındalığının artmasıyla birlikte elektrikli araçlar yeniden gündeme gelmeye başladı. Ardından 1972 yılında BMW tarafından 1602 E elektrikli otomobili dönemin Olimpiyat Oyunları’nda sergilendi. Fakat model üretim aşamasına geçmedi.

1990 yılında yürürlülüğe giren Temiz Hava Yasası Değişikliği ve Enerji Politikası Kanunu ile beraber, elektrikli araçlar yeniden gündeme gelirken; General Motors CEO’su Roger Smith tarafından “dünyanın en verimli aracı” olarak tanımlanan EV1 modelinin üretimi tamamlandı. 1996 yılında 1.117 adet kiralanan otomobil, yalnızca Amerika Birleşik Devleti içerisinde kullanıma sunuldu. Fakat kiralama sürelerinin sonunda toplatılarak hurdalığa atıldı. Bu olaydan hemen bir sene sonra ise Japonya tarafından Toyota, dünyada seri olarak üretilen ilk hibrit otomobil olan Prius’u Japonya pazarı için tanıttı. Bununla birlikte Prius ilk yılında 18.000 adet satmayı başardı. Ayrıca global pazarda ise model 50.000 adet satarak dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.

1997 ve 2000 yılları arasında ise belki Prius modelinin etkisiyle belki de biten AR-GE çalışmalarıyla; Nissan’s Altra EV, Ford Ranger EV, Honda EV Plus ve Toyota RAV4 EV gibi çeşitli otomobiller üretildi.

2000’ler

2000’li yıllara geldiğimizde elektrifikasyon hamleleri hızlanırken, 2006 yılında Tesla isminde bir otomobil markası gün yüzüne çıktı. Üretime giren Tesla, diğer markalardan menzil noktasında ayrılabiliyordu. Marka ilk zamanlarında tek şarj ile 200 kilometre menzil sunabiliyordu. Bununla birlikte 2011 yılında tanıtılan Tesla Roadcaster 240 kilometre menzile sahipti. Japonya tarafında ise 2010 yılında fiyat-performans çizelgesiyle oldukça başarılı olan Nissan Leaf ilk key piyasaya sunuldu. Model altı yılda 250.000 adet satmayı başardı.

2021 yılına geldiğimizde ise artık elektrik enerjisinin düşük maliyeti, elektriğin konforu ve sürdürülebilir bir dünya adına neredeyse bütün otomobil üreticileri elektrikli modeller üretmeye başladı. Her geçen gün büyüyen bu pazarın lideri ise halihazırda Tesla. Ancak yeni modeller ile beraber gelecekte bizleri nelerin beklediğini yaşayıp göreceğiz.

Elektrikli araçların tarihçesi oldukça ilginç. Ancak geleceklerinin daha ilginç olacağından şüphe yok.

“2022 Ford GT Holman Moody Heritage Edition, 1966 yılına göz kırpıyor”

Author: admin